Boşanma, Velayet Rejimi ve Ziynet Alacakları

Türk Aile Hukuku Uygulamasında Boşanma, Velayet Rejimi ve Ziynet Alacaklarına İlişkin Kapsamlı Doktrin ve İçtihat

Türk Aile Hukuku, son yıllarda hem Anayasa Mahkemesi'nin norm denetimi yoluyla verdiği iptal kararları hem de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında gittiği köklü değişikliklerle dinamik bir dönüşüm süreci içerisine girmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ekseninde, boşanma sebeplerinin teorik ve pratik boyutlarını, kusur ilkesinin tazminat hukukundaki belirleyiciliğini, velayet hukukunda "çocuğun üstün yararı" ilkesi çerçevesinde gelişen "ortak velayet" pratiğini ve özellikle ziynet eşyalarının aidiyeti konusunda 2024 yılında yaşanan paradigma değişimini derinlemesine incelemektedir.

Rapor, sadece mevzuat hükümlerini değil, hukukun yaşayan kısmını oluşturan güncel yüksek mahkeme kararlarını analiz ederek, hukuk uygulayıcıları için stratejik bir perspektif sunmaktadır.

BÖLÜM I: Boşanma Hukukunun Genel Teorisi ve Yasal Boşanma Sebeplerinin Derinlemesine Analizi

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini sınırlı sayıda (numerus clausus) ilkesine göre belirlemiş olup, bu sebeplerin varlığı halinde hakimin boşanmaya veya ayrılığa hükmedebileceğini öngörmektedir.

Boşanma davası, yenilik doğuran (inşai) bir dava türü olup, kararın kesinleşmesiyle birlikte evlilik birliği ileriye etkili olarak sona erer.

1.1. Boşanma Sebeplerinin Tasnifi ve Hukuki Nitelikleri

Boşanma sebepleri doktrinde ve Yargıtay uygulamasında, ispat yükü ve hakimin takdir yetkisi bakımından "Mutlak - Nispi" ve dayandığı olgular bakımından "Özel - Genel" olmak üzere ikili ayrıma tabi tutulmaktadır.

Bu ayrım, davanın stratejisi ve sonucu bakımından hayati öneme sahiptir.

Sınıflandırma TürüTanımHukuki SonuçYasal Dayanak
Mutlak Boşanma Sebepleri Kanunda belirtilen olgunun gerçekleşmesiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı varsayılan sebeplerdir. Hakimin takdir yetkisi yoktur; olgu ispatlanınca boşanmaya karar verilir. Zina (m.161), Hayata Kast (m.162), Terk (m.164), Anlaşmalı Boşanma (m.166/3)
Nispi Boşanma Sebepleri Olgunun gerçekleşmesinin yanı sıra, bu durumun ortak hayatı çekilmez hale getirdiğinin ispatlanması gereken sebeplerdir. Hakim, olayın evliliğe etkisini ve "çekilmezlik" unsurunu araştırır. Suç İşleme (m.163), Akıl Hastalığı (m.165), Evlilik Birliğinin Sarsılması (m.166/1)

1.1.1. Genel Boşanma Sebebi: Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik)

TMK m. 166/1 hükmü, Türk boşanma hukukunun omurgasını oluşturur.

Kanun koyucu, "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir" demek suretiyle, sebepleri tek tek saymak yerine genel bir çerçeve çizmiştir.

Bu madde, kusur ilkesine dayalı olmasa da, tazminat ve nafaka gibi fer'i sonuçlar kusura endekslenmiştir.

Burada "temelden sarsılma" kavramı, eşler arasında fikir ve duygu birliğinin, sevgi ve saygının, güven duygusunun ve bedensel birlikteliğin onarılamaz şekilde yok olmasını ifade eder.

Yargıtay içtihatları, bu kavramın içini somut olay adaleti çerçevesinde doldurmaktadır.

Ancak bu davanın açılabilmesi için davacının tamamen kusursuz olması gerekmez.

TMK m. 166/2 uyarınca, davacının kusuru daha ağır ise, davalının itiraz hakkı doğar.

Buna rağmen, davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Türk Aile Hukuku Uygulamasında Boşanma, Velayet Rejimi ve Ziynet Alacaklarına İlişkin Kapsamlı Doktrin ve İçtihat

Türk Aile Hukuku, son yıllarda hem Anayasa Mahkemesi'nin norm denetimi yoluyla verdiği iptal kararları hem de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında gittiği köklü değişikliklerle dinamik bir dönüşüm süreci içerisine girmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ekseninde, boşanma sebeplerinin teorik ve pratik boyutlarını, kusur ilkesinin tazminat hukukundaki belirleyiciliğini, velayet hukukunda "çocuğun üstün yararı" ilkesi çerçevesinde gelişen "ortak velayet" pratiğini ve özellikle ziynet eşyalarının aidiyeti konusunda 2024 yılında yaşanan paradigma değişimini derinlemesine incelemektedir. Rapor, sadece mevzuat hükümlerini değil, hukukun yaşayan kısmını oluşturan güncel yüksek mahkeme kararlarını analiz ederek, hukuk u…

BÖLÜM I: Boşanma Hukukunun Genel Teorisi ve Yasal Boşanma Sebeplerinin Derinlemesine Analizi

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini sınırlı sayıda (numerus clausus) ilkesine göre belirlemiş olup, bu sebeplerin varlığı halinde hakimin boşanmaya veya ayrılığa hükmedebileceğini öngörmektedir. Boşanma davası, yenilik doğuran (inşai) bir dava türü olup, kararın kesinleşmesiyle birlikte evlilik birliği ileriye etkili olarak sona erer.

1.1. Boşanma Sebeplerinin Tasnifi ve Hukuki Nitelikleri

Boşanma sebepleri doktrinde ve Yargıtay uygulamasında, ispat yükü ve hakimin takdir yetkisi bakımından "Mutlak - Nispi" ve dayandığı olgular bakımından "Özel - Genel" olmak üzere ikili ayrıma tabi tutulmaktadır. Bu ayrım, davanın stratejisi ve sonucu bakımından hayati öneme sahiptir.

Sınıflandırma TürüTanımHukuki SonuçYasal Dayanak
Mutlak Boşanma Sebepleri Kanunda belirtilen olgunun gerçekleşmesiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı varsayılan sebeplerdir. Hakimin takdir yetkisi yoktur; olgu ispatlanınca boşanmaya karar verilir. Zina (m.161), Hayata Kast (m.162), Terk (m.164), Anlaşmalı Boşanma (m.166/3)
Nispi Boşanma Sebepleri Olgunun gerçekleşmesinin yanı sıra, bu durumun ortak hayatı çekilmez hale getirdiğinin ispatlanması gereken sebeplerdir. Hakim, olayın evliliğe etkisini ve "çekilmezlik" unsurunu araştırır. Suç İşleme (m.163), Akıl Hastalığı (m.165), Evlilik Birliğinin Sarsılması (m.166/1)

1.1.1. Genel Boşanma Sebebi: Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik)

TMK m. 166/1 hükmü, Türk boşanma hukukunun omurgasını oluşturur. Kanun koyucu, "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir" demek suretiyle, sebepleri tek tek saymak yerine genel bir çerçeve çizmiştir. Bu madde, kusur ilkesine dayalı olmasa da, tazminat ve nafaka gibi fer'i sonuçlar kusura endekslenmiştir.

Burada "temelden sarsılma" kavramı, eşler arasında fikir ve duygu birliğinin, sevgi ve saygının, güven duygusunun ve bedensel birlikteliğin onarılamaz şekilde yok olmasını ifade eder. Yargıtay içtihatları, bu kavramın içini somut olay adaleti çerçevesinde doldurmaktadır. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; eşini sosyal ortamda aşağılamak, fiziksel şiddet uygulamak, cinsel ilişkiden kaçınmak, güven sarsıcı davranışlarda bulunmak (örneğin gizli telefon görüşmeleri) evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan olaylardır.

Ancak bu davanın açılabilmesi için davacının tamamen kusursuz olması gerekmez. TMK m. 166/2 uyarınca, davacının kusuru daha ağır ise, davalının itiraz hakkı doğar. Buna rağmen, davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

1.1.2. Anlaşmalı Boşanma Kurumu (TMK m. 166/3)

Anlaşmalı boşanma, irade özerkliğinin aile hukukundaki en belirgin yansımasıdır. Kanun koyucu, eşlerin boşanma ve sonuçları konusunda tam bir mutabakata varması halinde, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını "karine" olarak kabul etmiştir. Bu dava türünün dinlenebilmesi için şu şartların kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekir:

  • Süre Şartı: Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır. Bu süre, nikah akdinin yapıldığı tarihten başlar.
  • Başvuru Şartı: Eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi gerekir.
  • Hakim Müdahalesi: Hakim tarafları bizzat dinlemeli ve iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir. Ayrıca, tarafların çocuklar ve mali sonuçlar (nafaka, tazminat, mal paylaşımı) konusundaki anlaşmasını uygun bulması şarttır. Hakim, çocukların menfaatini korumak adına anlaşmada değişiklik yapabilir; bu değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya hükmolunur.

1.1.3. Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma ve Anayasa Mahkemesi'nin İptal Kararı (TMK m. 166/4)

Türk Aile Hukuku tarihinde 2024 yılı itibarıyla en önemli kırılma noktalarından biri, TMK m. 166/4 hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesidir. İptal edilen düzenleme, herhangi bir boşanma sebebine dayanarak açılan davanın reddedilmesi ve bu ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmesi halinde, ortak hayatın yeniden kurulamaması durumunda eşlere mutlak boşanma hakkı tanımaktaydı.

Anayasa Mahkemesi'nin İptal Gerekçesi ve Hukuki Boşluk Analizi: Anayasa Mahkemesi, 22.02.2024 tarihli ve 2023/116 E., 2024/56 K. sayılı kararı ile bu fıkrayı Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Yüksek Mahkeme, kararında şu temel gerekçelere dayanmıştır:

  • Özel Hayata Saygı Hakkı (Any. m. 20): Devletin, fiilen bitmiş ve bir daha kurulma ihtimali olmayan bir evliliği, salt "üç yıllık süre dolmadı" gerekçesiyle hukuken ayakta tutmaya zorlaması, bireylerin özel hayatına ve yeni bir gelecek kurma hakkına ölçüsüz bir müdahaledir.
  • Ailenin Korunması (Any. m. 41): "Aile" kavramı sadece kağıt üzerindeki bir statüden ibaret değildir. Huzur ve refahın kalmadığı, çatışmanın hakim olduğu bir yapının devlet zoruyla sürdürülmesi, ailenin korunması ilkesine hizmet etmez.
  • Yürürlük ve Geçiş Süreci: İptal kararı, Resmi Gazete'de yayımlandığı 19.04.2024 tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre zarfında TBMM'nin yeni bir yasal düzenleme yapması beklenmektedir. Hukuk çevrelerinde ve doktrinde, üç yıllık sürenin çok uzun olduğu ve bunun "bir yıl" gibi daha makul bir süreye indirilmesi gerektiği yönünde güçlü bir kanaat mevcuttur. Bu değişiklik, reddedilen boşanma davalarından sonra eşlerin yıllarca "zoraki evli" kalma mağduriyetini giderecektir.

1.2. Özel Boşanma Sebeplerinin İspat ve Uygulama Rejimi

Özel boşanma sebepleri, ispat hukuku açısından genel sebebe göre daha katı kurallara tabidir ancak sonucu daha kesindir.

Zina (TMK m. 161): Zina, mutlak bir boşanma sebebidir. Zinanın varlığı ispatlandığında hakim, evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını araştırmaksızın boşanmaya karar vermek zorundadır. Ancak, zina eylemini öğrenen eşin 6 ay içinde ve her halde eylemin üzerinden 5 yıl geçmeden dava açması gerekir. Ayrıca, "af" dava hakkını ortadan kaldırır. Yargıtay, aynı yatakta yakalanma, otel kayıtları, samimi fotoğraflar gibi olguları zina için karine kabul edebilmektedir.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162): Bu madde üç farklı eylemi kapsar. "Hayata kast", eşi öldürmeye teşebbüs veya intihara yönlendirmedir. "Pek kötü davranış", ağır fiziksel şiddet ve eziyeti kapsar. "Onur kırıcı davranış" ise ağır hakaret ve aşağılamayı ifade eder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşe "Senden koca olmaz," "Evi otel gibi kullanıyorsun" denilmesini veya eşin ailesine ağır hakaret edilmesini onur kırıcı davranış kapsamında değerlendirebilmektedir.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163): Eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi (hırsızlık, dolandırıcılık, cinsel suçlar vb.) veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi (randevuevi işletmek, ayyaşlık vb.) boşanma sebebidir. Bu sebep nispidir; yani bu durumun diğer eş için birlikte yaşamayı çekilmez hale getirmesi şarttır.

Terk (TMK m. 164): Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için, eşin ortak konutu terk etmesi veya haklı sebep olmaksızın dönmemesi, bu ayrılığın en az 6 ay sürmesi ve usulüne uygun ihtar çekilmesine rağmen dönmemesi gerekir. İhtar, terkten en az 4 ay sonra çekilebilir ve ihtardan sonra 2 ay beklenir.

BÖLÜM II: Kusur Prensibi ve Modern Kusur Türlerinin Yargısal Görünümü

Türk Boşanma Hukuku'nda "kusur", davanın kabulünden ziyade mali sonuçlar (tazminat ve nafaka) üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir.

2.1. Eşit Kusur Doktrini ve Sonuçları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olması halinde boşanmaya karar verilir, ancak her iki tarafın da maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilir.

  • Tazminatın Şartı: TMK m. 174 uyarınca maddi veya manevi tazminat alabilmek için talep eden tarafın "kusursuz" veya "daha az kusurlu" olması zorunludur. Eşit kusur halinde bu şart sağlanamaz.
  • Yoksulluk Nafakası İstisnası: Eşit kusur, yoksulluk nafakasına engel değildir. TMK m. 175, nafakayı talep edenin "kusurunun daha ağır olmaması" şartını arar. Eşitlik, daha ağır olmama halini karşıladığından, eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir.

2.2. Modern Kusur Türleri ve Güncel Yargıtay Kararları (2024-2025)

Teknolojinin gelişimi ve ekonomik koşulların değişimi, Yargıtay'ın kusur anlayışını da güncellemiştir.

Kusur TürüYargıtay Yaklaşımı (2024-2025)Hukuki Sonuç
Kripto Para Yatırımları Eşin birikimini kripto paraya yatırıp kaybetmesi, "ekonomik bütünlüğü sarsıcı" bir eylem olsa da, günün koşullarında "yatırım amacı" taşıdığından doğrudan kusur sayılmayabilir. Yargıtay 2. HD (12.12.2024), bunu tek başına boşanma sebebi veya ağır kusur saymamıştır; ancak ailenin rızkını kumara çevirme boyutu varsa kusurdur.
Casus Yazılım ve Gizli Kayıt Eşin telefonuna casus yazılım yüklemek veya eve gizli kamera/ses kayıt cihazı koymak. Hukuka aykırı delildir, hükme esas alınamaz. Ayrıca bu eylemi yapan eş "güven sarsıcı davranış" sergilediği için tam kusurlu sayılabilir.
Sosyal Medya Sadakatsizliği Sosyal medyada eski sevgiliyle görüşmek veya flörtöz mesajlar. Cinsel birliktelik olmasa bile "Sadakat yükümlülüğüne aykırılık" ve "Güven sarsıcı davranış" olarak kabul edilir.
Ekonomik Şiddet Eşin kredi kartını iptal etmek, eve para bırakmamak, aşırı cimrilik. Kişilik haklarına saldırı boyutuna varmasa da boşanma sebebidir. Ancak manevi tazminat gerektirip gerektirmediği tartışmalıdır.

2.3. Kusur Tespitinde "Etki-Tepki" Prensibi

Yargıtay, olayları bir bütün olarak değerlendirir. Bir eşin kusurlu davranışı, diğer eşin tepkisel davranışını doğurmuşsa, tepki veren eşe kusur yüklenemeyebilir veya kusuru hafifletilebilir.

Kıskançlık Örneği: Yargıtay 2. HD'nin 11.03.2025 tarihli kararına göre, erkeğin güven sarsıcı davranışları (başka kadınlarla görüşme vb.) karşısında kadının gösterdiği aşırı kıskançlık tepkileri, kadına kusur olarak yüklenemez. Bu, tahrik altında işlenen fiillerin kusur sayılmaması prensibinin aile hukukundaki yansımasıdır.

BÖLÜM III: Ziynet Eşyaları (Düğün Takıları) Rejiminde Devrim Niteliğinde İçtihat Değişikliği

Türk Aile Hukuku pratiğinde 2024 yılına damgasını vuran en önemli gelişme, düğün takılarının (ziynet eşyalarının) aidiyeti konusunda Yargıtay'ın onlarca yıllık yerleşik içtihadını değiştirmesidir. Bu değişiklik, mal rejimleri hukukunda bir milat kabul edilmektedir.

3.1. Eski Dönem: "Kadına Bağışlanmış Sayılır" Karinesi

2023 yılı öncesinde Yargıtay'ın yerleşik uygulaması şu şekildeydi: Düğünde takılan ziynet eşyaları (çeyrek altın, bilezik, para vb.), kim tarafından (erkek tarafı veya kız tarafı) takılırsa takılsın ve kime (geline veya damada) takılırsa takılsın, kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilirdi. Erkeğe takılanlar dahi, kadına takılmak üzere erkeğe tevdi edilmiş sayılırdı. Bu eşyalar mal paylaşımına girmez, doğrudan kadına iade edilirdi.

3.2. Yeni Dönem (2024 ve Sonrası): "Kime Takıldıysa Onundur" İlkesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/5704 Esas ve 2024/2402 Karar sayılı (04.04.2024 tarihli) kararı ile bu içtihadı terk etmiştir. Yeni yaklaşım, mülkiyet hakkını ve hakkaniyet ilkesini ön plana çıkarmaktadır.

Yeni İçtihadın Temel Kriterleri:

Takı Türü / DurumuAidiyet KuralıAçıklama
Cinsiyete Özgü Takılar Kadına Aittir Kadının kullanımına özgü olan bilezik, kolye, küpe, gerdanlık gibi takılar, düğünde erkeğe takılmış olsa bile (örneğin damadın eline verilse bile) kadına bağışlanmış sayılır.
Cinsiyete Özgü Olmayan Takılar Kime Takıldıysa Ona Aittir Çeyrek altın, yarım altın, tam altın, cumhuriyet altını, gram altın ve nakit para gibi her iki cinsin de kullanabileceği değerler, düğün videolarında kime takıldığı tespit edilerek o kişiye ait sayılır. Damadın yakasına takılan çeyrek altın artık damadındır.
Sandık / Torba / Kese Usulü Ortak Mülkiyet (Paylı) Takı merasimi yapılmayıp takıların ortak bir sandığa veya keseye atılması durumunda, kime neyin takıldığı ayrıştırılamıyorsa, bu değerler eşlerin ortak malı sayılır ve yarı yarıya paylaşılır.
Anlaşma ve Örf-Adet Önceliklidir Taraflar arasında aksine bir anlaşma varsa veya yöresel örf-adet (örneğin "erkeğe takılan erkeğindir" adeti) ispatlanabiliyorsa, genel kural yerine bu anlaşma/adet uygulanır.

3.3. İspat Hukuku Açısından Değerlendirme

Bu yeni içtihat, boşanma davalarında delil toplama sürecini kökten değiştirmiştir.

  • Görsel Delillerin Önemi: Düğün videoları ve fotoğrafları artık davanın en kritik delili haline gelmiştir. Bilirkişiler, görüntüleri saniye saniye inceleyerek hangi takının kimin üzerine takıldığını (yakaya, kurdeleye, ele) tespit etmek zorundadır.
  • Bozdurulma ve Harcanma İddiası: Ziynet eşyaları kural olarak kadının uhdesinde kabul edilir (fiili karine). Kadın, ziynetlerin erkek tarafından alındığını ve bozdurulduğunu iddia ediyorsa, bunu ispatlamalıdır. Ancak ziynetlerin erkeğin eline geçtiği (örneğin kasaya konulduğu veya borç ödendiği) ispatlanırsa, bu kez ispat yükü erkeğe geçer. Erkek, bu ziynetlerin kendisine "iade edilmemek üzere hibe edildiğini" veya kadının rızasıyla ortak giderlere harcandığını ispatlamak zorundadır. Yargıtay 2. HD'nin 25.06.2024 tarihli kararı, ziynetlerin kadın tarafından şahsi harcamaları için bozdurulduğunun ispat yükünü davalı erkeğe yükleyerek kadını koruyucu bir yaklaşım sergilemiştir.

BÖLÜM IV: Velayet Hukukunda Paradigmalar ve "Ortak Velayet" Devrimi

Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması ve temsili konusunda anne-babaya tanınan hak ve ödevlerin bütünüdür. Türk hukukunda velayet, "kamu düzenine" ilişkin olup, hakimin re'sen araştırma ilkesini uyguladığı bir alandır.

4.1. Klasik Yaklaşım ve Değişim

TMK m. 336 uyarınca, evlilik birliği devam ederken velayet ortaktır. Ancak boşanma halinde velayetin eşlerden birine verilmesi (tekli velayet) esastı. Yakın zamana kadar Türk mahkemeleri, "ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olduğu" gerekçesiyle bu talepleri reddetmekteydi.

4.2. Ortak Velayetin Hukuk Sistemine Girişi

Türkiye'nin taraf olduğu "11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokol"ün 5. maddesi, eşlerin boşanma durumunda çocukla ilgili haklarda eşit olduğunu düzenler. Anayasa m. 90 gereği, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar kanun hükmündedir ve kanunlarla çatışması halinde andlaşma hükümleri esas alınır. Bu hukuki temelden hareketle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2017/1737 K. sayılı kararı ile başlattığı içtihat değişikliğini 2024 yılında pekiştirmiş ve ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olmadığını tescillemiştir.

4.3. Çocuğun Üstün Yararı ve Ortak Velayetin Şartları

Ortak velayet, her boşanma davasında otomatik olarak uygulanan bir rejim değildir. Yargıtay ve ilk derece mahkemeleri, aşağıdaki şartların varlığını aramaktadır:

  • İstek ve Uzlaşma: Ebeveynlerin her ikisinin de ortak velayeti talep etmesi ve bu konuda istekli olması şarttır. Çekişmeli, yüksek çatışmalı boşanmalarda hakimin re'sen ortak velayet vermesi, çocuğun menfaatine aykırı görülebilmektedir.
  • İletişim Yeteneği: Anne ve babanın, çocukla ilgili konularda (okul seçimi, sağlık kararları vb.) asgari düzeyde iletişim kurabiliyor olması gerekir.
  • Çocuğun Üstün Yararı (Best Interests of the Child): En temel ilkedir. Uzman (pedagog/psikolog) raporları ile ortak velayetin çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun olduğunun tespit edilmesi gerekir.
  • İdrak Çağındaki Çocuğun Görüşü: Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 12 ve Türk hukuku uygulaması gereği, idrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocuğun görüşü alınmalı ve önemsenmelidir. Ancak hakim, çocuğun beyanıyla mutlak surette bağlı değildir; çocuğun tercihi kendi yararına aykırıysa hakim farklı karar verebilir.

4.4. Ortak Velayetin Pratik Sonuçları

  • Karar Alma Süreci: Çocuğun eğitimi, dini terbiyesi, yerleşim yeri değişikliği, önemli sağlık müdahaleleri gibi konularda ebeveynler ortak karar almak zorundadır. Günlük rutin kararları ise çocuk kimin yanındaysa o ebeveyn verir.
  • Yurt Dışına Çıkış: Tekli velayette velayet sahibi ebeveyn çocuğu yurt dışına çıkarabilirken (diğer tarafın şerhi yoksa), ortak velayette diğer ebeveynin muvafakatnamesi zorunludur. Anlaşmazlık halinde mahkeme kararı gerekir.
  • Nafaka: Ortak velayet, mali yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Çocuğun fiilen daha fazla yanında kaldığı ebeveyne, diğer ebeveynin iştirak nafakası ödemesi gerekebilir. Masraflar genellikle gelir oranında paylaşılır.

BÖLÜM V: Boşanmanın Mali Sonuçları: Maddi ve Manevi Tazminat

TMK m. 174, boşanmanın eşler üzerindeki mali yıkımını onarmayı hedefler.

5.1. Maddi Tazminat (TMK m. 174/1)

Maddi tazminat, boşanma yüzünden "mevcut veya beklenen menfaatleri" zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eşin talep edebileceği bir haktır.

  • Kapsam: Eşin desteğini kaybetmek, miras hakkından yoksun kalmak, evlilik süresince sağlanan yaşam standardını kaybetmek maddi tazminatın konusudur.
  • Kusur Şartı: Talep eden eşin, diğer eşe göre daha az kusurlu veya kusursuz olması gerekir. Eşit kusur halinde maddi tazminat verilemez.

5.2. Manevi Tazminat (TMK m. 174/2)

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir.

  • Kişilik Hakkı İhlali: Her boşanma sebebi manevi tazminat gerektirmez. Örneğin, "ev işlerini yapmamak" veya "yemeği yakmak" boşanma sebebi olabilir ve kusurdur; ancak Yargıtay 2. HD'nin güncel kararlarına göre bu eylemler tek başına kişilik haklarına saldırı (ağırlıklı kusur) sayılmaz. Buna karşın, aldatma, fiziksel şiddet, hakaret, iftira gibi eylemler manevi tazminatı gerektirir.
  • Miktarın Belirlenmesi: Hakim; tarafların ekonomik durumu, kusurun ağırlığı ve paranın alım gücünü dikkate alarak hakkaniyete uygun bir miktar belirler.

Sonuç ve Stratejik Öneriler

Türk Aile Hukuku'nun 2024-2025 dönemi görünümü, klasik kalıpların yıkıldığı ve daha karmaşık, ispat yükünün ağırlaştığı bir yapıya evrildiğini göstermektedir.

  • Düğün Takılarında Yeni Dönem: "Kadınındır" ezberi bozulmuştur. Boşanma davalarında artık düğün videolarının saniye saniye analizi ve takıların aidiyet tespiti, mal paylaşımının en kritik aşamasıdır. Elmas Hukuk müvekkilleri için bu delillerin güvenliği ve analizi hayati önem taşımaktadır.
  • Ortak Velayet Realitesi: Anlaşmalı boşanmalarda veya tarafların iletişim kurabildiği çekişmeli davalarda, ortak velayet artık istisna değil, güçlü bir alternatiftir. Bu, babaların çocukları üzerindeki haklarını genişletirken, annelerin yükünü paylaşmasını sağlamaktadır.
  • Hızlanan Boşanmalar: AYM'nin 3 yıllık bekleme süresini iptal etmesi, fiili ayrılık yaşayan çiftler için hukuki sürecin hızlanacağı anlamına gelmektedir. Yeni yasal düzenleme yapılana kadar oluşacak boşlukta mahkemelerin tutumu yakından izlenmelidir.
  • Kusurda Teknoloji: Dijital ayak izleri (kripto borsası kayıtları, sosyal medya logları), boşanma davalarında kusur ispatının ana aracı haline gelmiştir. Ancak bu delillerin "hukuka uygun" elde edilmesi (casus yazılım olmaması) davanın kaderini belirler.

YASAL UYARI VE SORUMLULUK REDDİ BEYANI

1. Genel Bilgilendirme Amacı:

İşbu "elmashukuk.net" adresli web sitesindeki tüm içerik ve makaleler, Elmas Hukuk Bürosu tarafından yalnızca genel bilgilendirme ve akademik paylaşım amacıyla hazırlanmıştır. İçerikte yer alan bilgiler, hukuki tavsiye, mütalaa veya icrai yönlendirme niteliğinde değildir.

2. Güncellik ve Değişiklik Riski:

Kira hukuku ve tahliye uyuşmazlıkları, Yargıtay içtihatlarının ve yasal düzenlemelerin sıkça değişebildiği dinamik bir alandır. Bu makalede yer alan bilgiler, yazının yayım tarihi itibarıyla mevcut mevzuat ve Yargıtay kararlarına (2024-2025 dönemi) dayanmaktadır. Ancak, kanunlarda yapılabilecek değişiklikler veya Yargıtay'ın görüş değiştirmesi (içtihat değişikliği) durumunda, buradaki bilgiler güncelliğini yitirebilir. Elmas Hukuk Bürosu, mevzuat değişikliklerinden kaynaklı olası uyumsuzluklardan sorumlu tutulamaz.

3. Avukat - Müvekkil İlişkisi:

Bu web sitesindeki bilgilerin okunması, kullanılması veya yorumlanması, Elmas Hukuk Bürosu ile okuyucu arasında hiçbir şekilde avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Sitede yer alan bilgiler, profesyonel hukuki danışmanlık hizmetinin yerini tutamaz.

4. Sorumluluk Reddi:

Ziyaretçilerin, somut hukuki uyuşmazlıklarında (dava açma, ihtarname gönderme, sözleşme feshi vb.) bu web sitesindeki bilgilere dayanarak, profesyonel hukuki destek almaksızın gerçekleştirdikleri işlemlerden doğabilecek hak kayıplarından, maddi veya manevi zararlardan Elmas Hukuk Bürosu ve makale yazarları sorumlu değildir. Her hukuki olay, kendi somut şartları içinde değerlendirilmelidir.

Telif Hakkı:

Bu web sitesinin tüm hakları Elmas Hukuk Bürosu'na aittir. Kaynak gösterilmeden ve izinsiz olarak kısmen veya tamamen alıntılanamaz, kopyalanamaz.

Bizi Takip Edin..!

Bireysel ve kurumsal müvekkillerimize; dürüstlük, gizlilik ve profesyonellik ilkeleri ışığında hukuki hizmet sunuyoruz.

Hızlı Linkler

Çalışma Saatleri

  • iconPazartesi - Cuma : 08.00 - 18.00
  • iconCumartesi - Pazar : Kapalı

İletişim

1

Size Nasıl

Yardımcı Olabiliriz?